Kategorilerim
28 01 2015

Soğuk Randevu

"Eskişehire gideceğim" demişti adam. Sigarasının dumanını biçimli dudaklarının arasından dışarı nüksederken.  Belirsiz, boş gözleriyle kadına yan bir bakış atmıştı. Ama henüz büyümemiştim. Henüz 213 kilometre düğümlenip katlanmıştı içimde, henüz onu bile hazmedememiştim. Şimdi daha uzakların planını yapıyordum. Acı bi' gülümseme ciğerimi yırttı. Kokusunu anlatsam sanırım dediklerine utanırdı. Eminim ki utanırdı. İçimden "olsun, nereye gitse sürüklenirdim zaten peşinden." diyivermiştim. Dışımdansa en hakikatsizinden bi' "kararına sevindim."  3 ay geçmişti. Yüzüne dokunmayalı. Bana sorsanız küçük bir kadındım. Kadınıydım. 3 asır gelmişti 90 koca gün. Ellerin olmayı hazmedememiştim de henüz. Bana birisi dokundukça kendimi değil onu bunlardan mesuliyet tutuyordum. Şayet farklı dudaklara dokunmayı ben istememiştim, itilmiştim buna. Beni el'lere vermişti. Hem de elleriyle. Çamaşırlarımı özenle seçmiştim, çocuk değildim lakin. En sevdiği rengin kırmızı olduğunu bilen küçük bir kadındım aslında, askımda duran iki kopçalı vardı aklımda. Çünkü yanyana gelince dayanamazdık bilirdim. Onun bir dokunuşu, benim bir ömrümdü yenilirdim.  Yüzüme çarpan aksi gerçekle karşılaştım, artık dayanacak da bir bağ kalmamış. Valizine baktım, benim aldığım gömlek, benim aldığım parfüm ve benim aldığım bluz. İçimden gülümsedim. Yeni randevusuna onlarla gideceğine emindim. Çünkü ne'de olsa ona en yakışanı ben bilirdim.  Soğuk bir merhaba ve sahici bir hoşçakalın su kenarındaydık. O' gitti, bittabi rüzgarından sürüklendim, ardından gittim. Çünkü onunla evlenecektim, müstak... Devamı

01 08 2014

Yeni Şarkı

Az az ölüyoruz her gün, havadan sudan söz eder gibi. Nelere boyun eğiyoruz, nelere ezdiriyoruz kendimizi? Kimler için hangi fedakarlıkları yapıyoruz, kendimizi bile siliyoruz, kendimiz olmaktan çıkıyoruz. Her gün yataktan kalktığında hep aynı sızı, boşluk ve yalnızlık hissi. Yüzüne gülen şahıslar var elbet, yüzünü güldürende. Lakin sorarım, esas karakter olmadan bir film nasıl sürebilir? Düşük gişe dandik hint filmi gibi sürüyor işte. Dandik bir hikaye, klişe senaryo ve başarısız oyuncu kadrosuyla, her gün aynı filmi çevirmek zorunda kalmıyor muyuz? Adamın biri beni çok güzel terk etmişti. "Aynı kitabı tekrar okumam" diye internetten bulunan klişe bir söz ile. Her sabah aynı nato kafa adamı, her gün aynı musluktan o leş suyu içer gibi sevdiğim aklından çıkmış olmalıydı herhalde. Su leş, ama yaşaman için içmen gerekli. Övgülerim ve yergilerim konusunda aşırı acımasız olabiliyorum. Lakin hayat beni eleştirirken adil olmayı hiç seçememişti, ondandır. Geçmişi silip atma konusunda hep bir sıkıntı çektik. Şimdi sorsam birbirinden güzel anılarınızı anlatırsınız. Kah gülerek kah ağlayarak, kah iç geçirerek. Bilemedik, anıya verdiğimiz değeri o an'a veremedik. Kadrajlara sığdırdık, elimizde bir kağıt parçasıyla yapayalnız kaldık. Kaybolduğumuz anlarda tutsak kaldık. Kovulduk geçmişten, nicesinden ise isteye isteye atıldık.  Bi kez bi adamı çok sevmiştim, bir adamı daha. Çok sevdiğim şarkı gibiydiler. Heyecanla nakaratın gelmesini bekliyordum. Bir anda şarkı kesildi, adamlar gitti. Ben şarkıyı avaz avaz söylemeye devam ettim. Sonunda gücüm tükendi, sesim kısıldı. Yeni bir şarkı yazma kararı aldım sonra, hatalı notalar yok ve bu sefer detone de olmayacağım. Bu şarkı ya... Devamı